DRM (Digital Rights Management), teknolojinin başına gelmiş en kötü şeylerden birisi sanırım. Büyük şirketlerin kültür endüstrisindeki kazançlarını korumak adına kullanılan bu teknolojilerin verdiği zararlardan ne kadar bahsetsek az. Sadece kopyalamayı ve korsanı durdurmak için üretilen ve kullanılan bu teknolojiler hiçbir zaman işe yaramadığı gibi (şu ana kadar hacklenemeyen DRM olmadı) birçok konuda da teknolojiye ve onun gelişimine zarar veriyor.

Bu zarar verme konusunu biraz daha anlaşılır kılmak adına DVD örneğini kullanabiliriz. DVD’ler, CD teknolojisinin sonrasında ortaya çıkmışlardı ve birçok anlamda bu teknolojiyi geliştirmişlerdi. Ancak CD ile DVD arasında çok önemli bir fark daha vardı. CD’ler her türlü kopyalamaya ve son kullanıcı geliştirmesine açıkken, DRM ile gelen DVD’ler bunu tamamen engellemekte -daha doğrusu engellemeye çalışmakta- ve bunu illegal bir hâle getirmekteydi.

Bunun ne kötü yanı var diye sorabilirsiniz elbette. Şöyle söyleyeyim, amacını gerçekleştiremeyen bu teknolojinin gelişime ve teknolojinin ilerlemesine de büyük bir zarar verdi. CD’lerin özgür yapısı, iPod, mp3 oynatıcılar gibi bir çok kişisel kullanım amaçlı teknolojinin geliştirilebilmesi için imkan veriyordu. Çünkü CD’deki bir materyali bilgisayarınıza kopyalayıp onu kişisel amaçlarla kullanmanız herhangi bir suç teşkil etmiyordu. Ancak DVD’lerin bu kısıtlayıcı yapısı bunun tamamen önüne geçti ve DVD’ler ortaya çıktığından bu yana bu tarz teknolojilerin gelişiminde gözle görülür derecede bir yavaşlama söz konusu oldu.

Teknolojinin özgürce gelişimine düşman ve sadece kültür endüstrisinin kârlarını koruma amacı taşıyan bu teknolojileri şu an her alanda kullanmaya çalışıyorlar ve şirketler tarafından bir dayatma durumu söz konusu. E-kitaplar, müzik, film ve aklınıza gelebilecek her şeyde bu teknolojilerin kullanımını zorunlu hâle getirerek “kendi kârlarını” koruma amacındalar. Ancak teknolojiye ve insanlığın gelişimine verdikleri zararı göremediklerinden bu konuda gelen itirazlara hiç bir anlam veremiyorlar.

Sırada Web Var

Şimdi ise bu durumu bir adım daha kötüye götürmek niyetindeler. World Wide Web Consortium’un HTML5 çalışma grubu, DRM teknolojilerinin HTML’in bir sonraki versiyonunda bulunması ve tüm internetin DRM uyumlu hâle getirilmesi için EME adında bir teklif üzerinde çalışıyor. Sadece DVD’lere ve e-kitaplara getirmeye çalıştıkları kısıtlamalar ile bunca büyük sıkıntılara yol açan bir teknolojinin tüm web’in omurgasına yerleşmesi durumunda olabilecekler düşünmek bile insanı korkutuyor. Web’in her köşesinin DRM ile kısıtlanması ve internette adım attığımız her yerde kısıtlamalar ile karşılaşmamız elbette günümüzdeki internetin ve genel olarak anladığımız anlamda özgür web’in ölümüyle eşdeğer olacaktır. Bunun verebileceği zararların Tim Berners-Lee tarafından görülememiş olmasına ise anlam vermekte zorlanıyorum. Omurgasında DRM barındıran bir web’in kendi koydukları standartlara uygun olmasına imkan bile yok.

Bununla birlikte açık ve özgür yazılımların, benzer lisans temellerinde çalışan sanatçıların da başını ağrıtacaktır DRM ile web’in birleşmesi. Çünkü DRM’li web son kullanıcının ya da herhangi birisinin web’den alacağı herhangi bir şeyi modifiye etmesinin engellenmesi demektir. Bu da sizin yazılımınız özgür olsa da webden alıp kullanan birisinin bu özgürlükten faydalanamaması anlamına gelecektir. DRM’i web’e yerleştirmeye çalışan şirketler kendi kârlarını korurken kendilerine rakip olarak gördükleri bu tarz özgür hareketleri de öldürmeyi amaçlamaktalar.

Bildiğimiz anlamda özgür web’i korumak için bu uygulamanın geliştirilmesine karşı çıkmak ve DRM ile web’in aynı cümle içerisinde bile geçmesini engellemek lazım. Eğer bunu başaramazsak web’den ayrılıp kendimize başka bir yer bulmamız gerekecek.


Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *